mimar mı? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mimar mı? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Nisan 1

balık odası

Annem ve babam 1 büyük 2 küçük odası olan yeni evlerine yerleştiklerinde, babamın "senede kaç gün geliyorlar ne yapacaklar birer odayı, küçük odalardan biri benim balık odam olacak" demesi üzerine evimizin bir odası balık odası oldu. Balık odası ne mi? Balık odası babamın olta malzemelerini, balık kostümlerini, gereçlerini sakladığı ve saatlerce oturup olta bağlayıp, hazırlık yaptığı hobi odası...
Odamız düzenlendiğinde hem babamın balık odası hem de annemin dikiş odası olacak. Şimdi evdeki fazla eşyaların kullanıldığı oda durumunda olan odaya bir koltuk, babamın koca koca yağmurluklarını, ağlarını koyabileceği genişçe bir dolap, masa ve annemin dikiş ıvır zıvırlarını babamın balık ııvır zıvırlarını koyacağı çekmecelik ve küçük dolap artııı bir ayna gelecek. Annemin evin heryerine saçılmış bissürü menekşesini de bir araya toplamak için yapılacak rafları ve babamın teyzelerinin elleriyle yaptıkları minyatür hasır namazlığı unutmamak lazım tabii :)
Bu çizimleri akçapakça'da aklımdakileri annemlere rahatca anlatabilmek için suluboyayla yapmıştım. Pek başarılı olmasalarda eğlenceliler ve annemin heveslenmesini ve hayal edebilmesini sağladılar. :)
Dipten not: balık-dikiş odası henüüz yapılmadı, hevesle yapılacağı günü bekliyorum :)

Çarşamba, Aralık 15

...minareler...

Mimarlık okumanın en keyifli yanlarından biri: Geziler!
Bol bol gezmeli görmelisin! Ne görmelisin? Mümkünse: HERŞEYİ! Dağları, dereleri, dağevini, ibadethaneleri, binaların cephelerindeki işlemeleri, sokakları, sokak taşlarını, yaşlı amcanın satış yaptığı dükkanın onun boyuna ve hızına göre nasıl düzenlendiğini, tarihin binlar üzerinde bıraktığı izleri, mekanların insanlar üzerindeki etkisini ... ve tabiki türkiye sınırları dahilindeysen özünde türk mimarisini.
Çağdaş türk mimarisi henüz taze ama yoğun bir gelişim aşamasında olduğundan gezi seçeneği çoğunlukla Eski Türk - Osmanlı mimarisi! Gösterişli saraylar, camiiler, külliyeler, eski türk evleri...
İşte bu yüzden okul hayatım boyunca ve hala çokca camii gezdim-geziyorum. Arşivleri kurcalarken bir de baktım ki, yaklaşık aynı açılardan çekilmiş bir sürü minare fotoğrafım var!

İşte fotolardan bazıları: Edirne: Üç Şerefeli Camii / Burmalı Minare Camii
Edirne: Üç Şerefeli Camii / Burmalı Minare Camii
Edirne: Selimiye CamiiEdirne: Selimiye Camii
Bursa: Ulucamii
Bursa
Bursa
Fener
Alanya
ÜsküdarAkçakoca: Hemşin Köyü Camii
Akçakoca: Merkez Camii

Çarşamba, Mayıs 26

Çizerim ki ben

Çizerim ki ben, ya da en azından çizmeyi denerim ki ben. Opisteki çalışmalarımdan bunlar. öğrenme aşamasındayım henüz , öğreniyorum ki :)))




Salı, Mayıs 25

Veee büstün betonu dökülürr

Hafta sonu sonunda akçapakçama gidip büstü kaplanmadan evvel görebildim. 19 mayısa yetişmesi planlanıyordu ama henüz bitirilemedi :)
Bu da bana bu arada gidip beton halini görebilme fırsatı verdi. bi kaç yanlış olmuş tabii. büstün kaidesi biraz akstan kaymış, arkadaki panoların eğimli yüzlerin keskinliği tam net olamamış ama yine de güzel olmuş :)kartala yavrusu kuzgun görünürmüş :)))


Mermerlerin kaplandığında, yazıları eklendiğinde daha iyi duracağını umut ediyorum :) herşeyi hazırmış, kaplanıp ay-yıldızın, yazı panosunun ve büstün takılması kalmış. hee bi de bayrak direğiyle, zemine lisenin logosu eklenecekmiş. hadi bakalım. merakla...

Çarşamba, Nisan 7

Büst Denemeleri...

Akçapakça'lı bir dernek benden okuduğum, mezun olduğum lisenin bahçesine yapılabilecek büst önerileri istedi. Hiç düşünmediğim bi alandı o güne kadar. Meğersem ne acaip büstler varmış ülkemde. Aklıma gelen ilk şeyler bunlardı. Her ne kadar yapılamayacak da olsalar iyi vakit geçirmemi sağladılar çizerken... :)


Dip dip not: Sanırım 19 mayısa kadar 6. çizim büste dönüştürülecek mişşşmişş :))

Pazartesi, Nisan 5

Okuldaki projeler...

MİMARİ TASARIM 1

Okulun ilk yıllarında yaptığımız pek keyifli ve eğlenceli bi proje çalışmasıydı. İrrasyonel, fonksiyonlara göre şekilenen duvarlar, hatta döşemeler, duvarlara uygun mobilyalar, sabundan-mumdan oyma lavabolar, klozetler... :)


MİMARİ PROJE 1

Belki Üsküdar'daki tüm binaları küçük ölçekte olan Çinili Külliyeyi bilirsiniz. Maketmiş hissi veren sevimli bir külliyedir. Çinili Camii, Camii avlusunda bir taş mektep, kubbesi enfes bir şadırvan, Eski Çinili Sibyan Mektebi - şimdinin Çinili Çocuk Kütüphanesi- ve hala kullanımında olan Çinili hamamı.


Külliye'ye ek bir halk kütüphanesi yapmak ve Külliyeyi yeniden aktif kullanılan bir alana çevirmek projenin hedefiydi. Çizim paftalarım teslimden sonra kürsüde kaybolduğu için elimde sadece maket fotoları kaldı :)

RÖLÖVE

Balat'taki eski bir rum evi. Şimdilerde Balat Kadın Eserleri Kütüphanesi.


Gidip inceleme yapmak isteyenler için bilgi: haftasonları kapalı, haftaiçi mesai saatlerinde gidip kaynakları,binayı inceleyebilirsiniz.



PATARA'DA STAJ

2005 yazında ofis stajı için okuldan birkaç arkadaş gittiğimiz Patara arkeolojik kazı alanında çizdiğimiz bir anıt mezarın rölöve ve restitüsyon projelerininden bir örnek ve mevcut durumuna dair fotoğraflar...


Dip dip not: Patara Likya Bölgesinin -güneş ülkesi- en gösterişli şehirlerinden biri. Kazı çalışmaları halen devam ediyor. Likya' da anıt mezarlar kadınlar adına yapılıyor ve eşleri ve babalarıyla beraber gömülüyorlar. Ailelerin toplum içindeki yerleri evlerinin yanısıra, mezarlarına bakılarak da anlaşılabilyor. Mezardaki gösterişine göre sosyal statü belli oluyor.
En dip not: Patara'da kaya mezarları, anıt mezarlar,neredeyse tamamıyla sağlam bir tak, meclis binası, tiyatro, deniz feneri,seramik fırınları, hamam, karetta karetta'ların yumurtalarını bıraktığı enfes bir kumsal, her yönden gelen dalgasıyla insanı sersem eden bir denizi ve yemek yenip içki içilebilecek, konaklanacak otellerin,pansiyonların olduğu küçük bir köyü -gelemiş köyü- var.
Kazı ve patara hakkında ayrıntılı bilgi için http://www.pataraexcavations.com/ adresine bakılabilir.

MİMARİ PROJE 2

Mekan Ali Sami Yen stadyumu yanındaki eski Tekel Likör Fabrikası. Çalışılan konu; Halk Eğitim Merkezi gibi hizmet verebilecek, geniş sergileme olanakları sunacak, likör fabrikasından kalan muazzam tuğla baca etrafında ağaçlar altında oturulup sohbet edilebilecek, oyun salonlarıyla gençlere içine çekecek, dersliklerinde kurslar verilecek, salonunda gösteriler ve gösterimler yapılabilecek şehir dışında olmayan kolay ulaşılabilen bir kültür merkezi tasarlamak.
Çalıştığım proje hocamın yöntemiyle - ki daha sonraları bu genel çalışma prensibim halini aldı- maketlerle başladık çalışmaya.1/500 ölçeğinde - üç boyutta eskizler, işte bir kısmı:


Projede korumaya ve çevresini kahve için kullanmaya karar verdiğim, böylece projeyi şekillendirmemde yardımcı ve yönlendirici olan baca, vaziyet planı ve 1/200 çalışma maketi:


Projeye dair ilk eskiz, plan ve kat kat ayrılabilen planlama maketi:



MİMARİ PROJE 3

Küçükken Akçakoca'ya gitiğimizde tatilimizin bir kısmını amcamların evinde geçirirdik. Blokların yanıdaki arsadaki çay bahçesinde çay içer, önündeki yamaçtan aşağıya güç bela yürüyerek iner, kayalıkların üzerinde güneşlenir, denize girerdik. Akçakoca'da güneş denizden batar. Orada sahilde, evde ya da çay bahçesinde güneşin batışını izlerdik. Öğretmenler sitesindeki bütün evlere kızıla pembeye çalan akşam güneşi vururdu. Sonra çay bahçesinin olduğu arsaya öğretmen evi yapılmasına karar verildi. Veee düz mantık 11 katlı, sitedeki evlerin akşam güneşini kesen denizden bakıldığında silüeti hançerleyen bir bina yapıldı.
Bina hala orada. bu arada ben okulumun sonlarına doğru yaklaşıyordum, ve akçakoca'da bir proje yapmak istiyordum. En uygun arsa beni bu kadar rahatsız eden alandı. Konu da müsaitti. 11 katlı devasa bina yıkılacak yerine topografayla uyumlu silüte uyan, siteye akşam güneşini geri verecek, en önemlisi benim de gidip kalmak isteyeceğim aynı sayıda kişiye hizmet verecek bir otel tasarlayacaktım.

Yukarıdaki resimlerden ilki mevcut öğretmen evinin maketteki hali. Diğerleri de maket çalışmaları.Aşağıdakiler de vaziyet planı odalrın kat planları ve kesit. Projeye göre bütün odalar denize bakıyor ve hiç bir bina diğerinin önüne geçip güneşini engellemiyor. :)


Binalar öncelikle genel fonksiyonlar ve otel odaları olarak iki parçaya ayrılıyor. Konaklama alanları da 6 bina şeklinde bölünüor böylece topografya'ya yerleşmek ve denizden bakıldığında kitle ezici ve yüksek hale gelmiyor. Genel fonksiyonlar-restoran,resepsiyon, spor alanları, lobi vs. - proje arsasında yola yakın alanda tek bnada toplanıyor. Konaklama binalarına ana binadan çıkılarak açık koridorlardan ulaşılıyor. Bu açık koridorlar sahile kadar iniyor ve orada kayalıklara ve yer yer kayalıkların üzerine yerleştirilen iskelelere ulaşılıyor. böylece otel önünde denize girilebilyor. Kayalıklarda yüzmek istemeyenler yan taraftaki kumsala bir yol bağlanıyor.
Aşağıdaki fotoğraflar projenin maketleri:


Dip dip not: sizce ben bigün bu binayı yıkıp yerine otelimi yapabilir miyim?

BİTİRME PROJESİ

Vee okul sonu gelir. Bitirme projesi zamanı. İlk iş üniversite üniversite gezip pervititich haritaları bulmak -ki aşağıdaki fotolardan ilkidir-, arsayı gezip veri toplamak -ki ikinci fotoğraftaki arsa dibindeki çiçek tezgahından çekilen çiçekler- ve uydu fotoğrafları incelemek -ki üçüncü fotoğraf :) -


proje alanım taksim su maksemi ve arkasındaki otopark. Proje konusu Çağdaş Sanatlar Müzesi. Aşağıdakiler bu kadar merkezi, her noktadan algılanabilen, dar uzun, tarihi binaya bitişik bir arsada ne yapabilirim düşüncesinin eskizde ve makette ne yapabilirim ki ben cebelleşmeleri...



Tasarım aşamasındayken kütüphane cebelleşmeleri işin tatlı ve aynı zamanda depresif taraflarından. Bir örnek ararsın ararsın bulamazsın, bunalırsın. Ama bazen bi kıvılcım çakar beyninde baktığın örneklerden. İşte öyle anlardan birinde Satoshi Okada'nın yaptığı bir evi incelediğimde kıvılcımlar çakmıştı beynimde. (Satoshi Okada' yı ve bana ışık yakan projesini merak edenler için: http://www.okada-archi.com/w10.html ) Aşağıdakilerde benim 2 dönem de sürse mezuniyete giden süreç ve projemin ilk çizimleri ve maketi:


2. dönemin sonunda oluşan projemin plan kesit ve cepheleri ve maketi:



Dip dip not: mezun oldum... :)

Çarşamba, Mart 31

Edirne Gezi Notları

ESKİ CAMİİ

Edirne'de Osmanlılardan günümüze ulaşmış en eski anıtsal yapıdır. 1403’de Emir Süleyman tarafından yapımına başlanmış, Çelebi Sultan Mehmet zamanında 1414'te bitirilmiştir. Mimarı, Konyalı Hacı Alaaddin, kalfası Ömer ibn İbrahim'dir. Merkezi kubbeyi taşıyan dört paye ile dört duvar üzerine dokuz kubbeli kare biçiminde bir yapıdır. Üzerindeki kitabelerin güzelliği ile dünyada ün yapmıştır.

ÜÇ ŞEREFELİ CAMİİ

Edirne'nin bir başka simgesidir. 1443-1447 yılları arasında, II. Sultan Murat tarafından yaptırılmıştır. Cami Osmanlı sanatında, erken ve klasik dönemler üslubu arasında yer alır. Burada ilk kez uygulanan bir planla karşılaşılmaktadır. 24 m çapındaki büyük merkezi kubbe, ikisi paye, dördü duvar payesi olmak üzere altı dayanağa oturur. Yanlarda daha küçük ikişer kubbe ile örtülü kare bölümler vardır. Yapı, bir yenilik olarak enine dikdörtgen planlıdır. Bu planı Mimar Sinan, İstanbul camilerinde daha gelişmiş biçimi ile uygulamıştır. Ayrıca Osmanlı mimarisinde revaklı avlu ilk kez bu camide kullanılmıştır.
Avlunun dört köşesine minareler yerleştirilmiştir. Üç şerefeli cami, bu özellikleriyle sonraki camilere öncü olan anıtsal bir yapıdır. Her bir minaresinde ayrı bir motif bulunmaktadır.Burmalı minaresi en dikkat çekenidir.
Camiye adını veren üç şerefeli abidevi minare, 67,62 m yüksekliğindedir. Her şerefeye ayrı yollardan çıkılmaktadır. Caminin süslemeleri de ilginçtir. Revak kuII.

BAYEZİD CAMİİ VE KÜLLİYESİ

Tunca Nehri kıyısında, şehir merkezine 2 km uzaklıkta bulunan külliye, Edirne'nin en önemli yapıtlarındandır. Cami, tıp medresesi, imaret, darüşşifa, hamam, mutfak, erzak depoları ve diğer bölümleriyle geniş bir alana yayılmıştır. II. Bayezıt'ın 1484-1488'de yaptırdığı külliyenin mimarı Hayreddin'dir. Çok etkileyici bir görünümü olan külliye, küçüklü büyüklü yüze yakın kubbeyle örtülüdür. Burası zamanında akıl hastalarının su sesi ile tedavi edildikleri yer olarak bilinir.
Yapıların en ilginci 20,55 m çaplı, tek kubbeli, iki minareli anıtsal camidir. Dört duvara dayalı kubbesi ile dikkat çekmektedir. Ana kubbeli mekanın yanlarında dokuzar kubbeli Tabhane (kitap basım yeri) bölümleri vardır. Bu bölümler doğrudan dışarı açılmaktadır. Mermer mihrap ve minber yalın görünüşlüdür. Somaki mermerden, son derece zarif hünkar mahfili, Edirne'deki ilk örnektir.bbelerindeki özgün kalem işleri, Osmanlı camilerindeki en eski örneklerdendir.

SELİMİYE CAMİİ

Gelmiş geçmiş mimarların en büyüğü Mimar Sinan'ın "ustalığımın eseridir" dediği bu cami Sultan II. Selim adına yapılmıştır. 1569 yılında yapımına başlanılan cami 6 yıl süren yorucu bir uğraş sonunda 1575 yılında tamamlanmıştır. Edirne'nin ve Osmanlı İmparatorluğunun simgesi olan cami, kentin merkezinde yer almaktadır. Çok uzaklardan minareleri ile göze çarpan yapı, kurulduğu yerin seçimiyle, Mimar Sinan'ın aynı zamanda usta bir şehircilik uzmanı olduğunu da göstermektedir.
Edirne'ye her yönden girişte iki taneymiş gibi görünen, ancak yaklaştıkça 4 tane olduğu anlaşılan minarelerin birisinin üç şerefesine üç ayrı merdivenle çıkılmaktadır. Bu merdivenlerden çıkanlar birbirlerini asla görememektedirler. Bu usta mimarın akıllara durgunluk verecek kıvrak zekasının timsali sayılmaktadır.
Kesme taştan yapılan cami, 2475 m2'lik bir alanı kaplar. Mimarlık tarihinde en geniş mekana kurulmuş yapı olarak nitelenen Selimiye Camisi, yerden yüksekliği 43,28 m olan, 31,30 m çapındaki kubbesiyle ilgi çeker. Kubbe 6 m genişliğindeki kemerlerle birbirine bağlanan sekiz büyük payeye oturur.

Cami, mimari özelliklerinin erişilmezliği yanında taş, mermer, çini, ahşap, sedef gibi süsleme özellikleriyle de son derece önemlidir. Mihrap ve minberi mermer işçiliğinin baş yapıtlarındandır. Yapının çini süslemelerinin, Osmanlı ve Dünya sanatında ayrı bir yeri vardır. Caminin duvarları ve mihrabı İznik ve Dimotoko çinilerinin en mükemmelleri ile süslenmiştir. XVI. yy. çiniciliğinin en güzel örnekleri olan bu çiniler, 'sıraltı' tekniğinde olup, İznik'te yapılmıştır.
Caminin dört köşesinde birebir eşit boy ve çapta dört minare yer almaktadır. Bunlar 70,89 metreyi bulan boyları ile "Türkiye'nin en yüksek minareleridir. 31,30 metre çapındaki kubbesi de aynı özelliği taşımaktadır Selimiye camisinin 3,80 m çapında 70,89 m yüksekliğinde, üçer şerefeli dört zarif minaresi vardır. Cümle kapısının iki yanındakiler üçer yollu olup, her şerefeye ayrı merdivenlerden çıkılır. Diğer iki minare ise birer yolludur.
Bir külliye olarak inşa edilen yapının, geniş dış avlusunda Darüssıbyan, Darülkur'a ve Darülhadis yapıları bulunmaktadır.

ÇARŞILAR
Geçiş yolları üzerinde bulunan kentin gelişme döneminde hem artan ekonomi ve ticaret yoğunluğunu karşılamak hem de cami ve imaretlere gelir sağlamak amacıyla birçok han, bedesten ve çarşı inşa edildi.
- Arasta Çarşısı 73 kemerli, 255 metre uzunluğunda, 124 dükkândan oluşan arasta, III. Murad (1574-1595) tarafından Selimiye Camisi'ne vakıf olmak üzere Davut Ağa'ya yaptırıldı.
- Bedesten Çarşısı:1417-1418 yılları arasında Çelebi Sultan I. Mehmed tarafından Mimar Alaaddin'e Eski Cami'ye vakıf olarak bir bedesten yaptırıldı.
- Alipaşa Çarşısı:1569'da Hersekli Semiz Ali Paşa'nın Mimar Sinan'a yaptırdığı Ali Paşa Çarşısı yüz otuz dükkândan oluşmaktadır.. Çarşısı üç yüz metre uzunluğunda

RÜSTEM PAŞA KERVANSARAYI
Sokak üzerinde bir sıra dükkânı bulunan ve klasik Osmanlı mimarlığının ilginç örneklerinden olan Rüstem Paşa Kervansarayı, Kanuni Sultan Süleyman'ın ünlü sadrazamı Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırıldı. Halen otel olarak kullanılmaktadır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...