seramik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seramik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Şubat 17

gel pisi pisi pisi!

Çok kederlenerek söylüyorum, seramik kursum bitti! Kursa başladığım merkez, umduğum gibi de çıkmadı. İlginç bir biçimde 2 ay süresince çalıştığımız seramikler ne yazıkki fırınlanmadı. Şimdi çalışma masamın üzerinde dizilmiş, nefis sıcaklıkla tanışacakları günü beklemekteler.
İşin iyi tarafı, seramikle sonunda tanışmış ve de fırınlanmamış bile olsalar beni mutlu eden obcelerimin olmuş olması.
Şimdi gelelim işin teknik kısmına: biz 2 ay boyunca üç yöntem  denedik. İlki en basit metod olan çocukluğumuzdan beri yaptığımız belli bir çamur öbeğini elle şekillendirerek yaptığımız seramikti ki onu zaten paylaşmıştım. İkinci tekniğimiz sucuk yöntemiydi. 3.sü de plaka yöntemi ama henüz onun yaptığım vazomu fotolama şansım olmadı. :) İşte bu sucuk yöntemi:
Tuvalin iç tarafını kullanıp hamuru merdaneyle açtık. Tuvalın faydası çamurun et kalınlığını, çerçevesi yardımıyla tek bir ölçüde sabitlemesi. Açma işi tamamlanınca hamuru tuvalden çıkartıp, eşit ölçülerde şeritlere böldük ve bu şeritleri tezgah üzerinde yuvarladık. Sonra bir taban çamuru hazırlayıp, birleşim yerlerini önce çentikleyip sonra, biraz seramik çamuru ve bol suyla yapılan balçıklardan sürerek birleştirdik, iç yüzeyi düzelttik ve yükseltmeye başladık.
İstediğmiz forma ve yüksekliğe gelince son düzeltmelerimizi rötuşlarımızı yaptık.
Sonra kendimize desenler secip, çıktılarını aldık. Desenleri seramiğin üzerine tutturup desenin üzerinden geçerek şekli seramiğe işledik.
Sonra da kağıtlarımızı kaldırıp izlerin üzerinden düzgünce geçip desenleri belirginleştirik ve kurumaya bıraktık.ta daaa:
Dipte mırnav not: pisim bigün olur da fırına girebilirse patlamadn çıkabilir di mi, di mii? çok üzülürüm!

Salı, Aralık 6

öğrenmenin ilk yolu kopyadan geçer!

Her gittiğim tatil yerinde alışverişlerimde en çok dakikalarımı seramik dükkanlarında geçiririm. Hepsine sahip olup evime yerleştirme tutkusundan da henüz o kadar paraya sahip olmayışım sayesinde kurtulurum! Yoksa evimi ya dükkana ya da müzeye çevirmek zorunda kalırdm!
Hazır seramikle oynamaya başlamışken, ordan burdan şurdan aldığım obceciklerimi kopyalamaya başladım! Şimdi evdeki herşey gözüme kopyalama detaylarıyla görünüyorlar: "bunu yuvaralak yapıp burdan birleştirirsem, şurayı şöle yaparsam, şu çizikleri yaparsam işte bunun aynısı olur!"
Tabii ki aynısı olmuyorlar :) Ama öğretici, eğlenceli ve de sevimli oldukları kesin! Şimdi hep birlikte yatağımın başucunda kurumayı ve fırından tek parça halinde çıkmayı bekliyorlar.
dipte öğrenci gönlünden kopan not: kopya candır, ciğerdir!

Pazartesi, Aralık 5

seramik çamurla oynamanın yasal hale gelmesidir!

Küçükken hep bahçeli evlerde yaşadığımız için ablamla ben çok şanslı çocuklardık. Ayrıca çok titiz birer babanne ve anneyle büyümemize rağmen kirlenmemiz her zaman serbestti. Çamura veya yeşile boyanmış kıyafetler bizim evde arkadaşlarımın evlerinden bildiğimiz sorunları yaratmazdı.
Annem de babanem de hep çocukken çamurla nasıl oynadıklarını neler yaptıklarını anlatırlardı. Bir de babanemin kırmızı çamur hikayeleri vardı ki, çocuk zihnim o çamura sahip olsam dünyanın en iyi oyuncak kap kacağına sahip olacağımı zannederdi!
Muhtemelen çağlar öncesi atalarımızdan kalma, zihinlerimizin en dip noktalarına yerleşen bilgi ve de alışkanlıkla daha çocukken yaptığımız o mini mini kaplar, çömlekler hala gözlerimin önündedir!
Sonra büyümemizle beraber kendine kitaplığımızda çok kıymetli bir yer edinen Füreya girdi hayatımıza! Ayşe Kulin'in eminim ki bir çoğumuzun içine seramik sevgisini aşılayan müthiş kitabı! Kitapla beraber çocukluğumunn eşsiz oyuncakları hayat kurtaran büyülü nesnelere dönüştüler zihnimde!
Senelerdir seramik seramik diye ağlar dururum bu yüzden! Sonunda bir atölyede haftada 3 saatlik denemelerle kendisiyle kaynaşmaya başladık! Ve itiraf etmeliyim çamurdan oluşan şeyler benim için hala büyülü!
İşte bu resimler çamurla oynamamın ilk eserine ait! Ne olacağını, nerede kullanılacağını henüz bilemiyorum. Eğer atölyede fırına girene kadar hayatta kalmayı başarabilir ve fırından parçalanmadan tek parça halinde çıkabilirse  o zaman plan yapmaya başlayacağım. :) Henüz cinsiyeti ve sağlık durumu bilinmeyen anne karnındaki bebek gibi :))
Olur da tüm bu aşamaları atlatırsa diye "nasıl boyarım ki ben bunu" çalışması yaptım tabi! Te işte böyle olacak:
İkinci denemem de (sanki sigara kullanıyormuşum gibi) küllük! Yine ne yaptığımı bilmeden yaptığım bi cebelleşme sonrasında elimde kalan biçime baktığımda "bundan olsa olsa ya mini güveç ya da küllük olur" deyip, halihazırda mevcut güveç kabı populasyonunu daha da artırmamaya karar vererek küllük sahibi oldum!
Desenleme işinin kolay bi geri dönüşü olmadığı için önce çizip nasıl desenleyeceğime karar verdim.
Acemilikten de gelen ekstra yavaşlıkla milim milim oyarak desenledim. Yine diğer belirsiz kabım gibi gerekli aşamalardan geçebilirse -atölyede hayatta kalma,fırında patlamama- evdeki seramiklerime uygun tonlarda boyanıp kullanıma hazır hale gelecek. :)
dipte çamurlu not: "çamur mutlu eder, sakinleştirir" tezi denenip onanmıştır efenim!
dipte kaygılı not: fırında akıllıcana pişip evime ulaşmazlarsa çok üzülürüm!
dipte hevesli not: bi gün benim de bi fırınım olur mu ki? çok büyük insan olurum belki bi gün?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...