Salı, Kasım 15

ikeya çerçevelerine silikon tabancasıyla işkence...

Yazın arkadaşımızın pansiyonunda ablamın süper fikirleriyle oyunlar oynadık. İkea çerçevelerimizin içine kaş' ta ablamla özene bezene çektiğimiz fotoları yerleştirip, çerçeveleri deniz kabuklarıyla süsledik. Sonra imzamız kalıcı olsun diye çerçeveleri de duvara sıcak silikonla tutturduk.
İşte çerçevelerin duvardaki halleri ve tabi yine aplamın süper fikriyle yine sıcak silikonla buzdolabı magnetinden duvar süsüne dönüşen küçükten büyüğe caretta carettacıklar:
diipte sıcak not: hevesle imzamızı atarken kaş'ın deli sıcağını biiiraz göz ardı etmişiz, sıcaklıkla yumuşayan silikonlar yüzünden bi kaç çerçeve intihar etmiş! çok şükür ki acil müdahalelerle kurtarılıp yerlerine yerleştirilmişler :))
dipte süpriz not: bu süper caretta carettacıklar kaş'ta her an yanıbaşınızda belirebilir. benim gibi 25 cmden büyük deniz canlılarından ürkenlerdenseniz yüzerken dalıp dalıp dibi sürekli kontrol edin derim! :)

bir lisan birçok insan ki!

Bilmem farkettin mi blogcuğum bir süredir buralarda yoktum..
Geçtiğimiz nisan ayından beri kendimi bir lisan bir insan diyerekten ispanyolcaya adamış durumdayım! Ama söylemeliyim, kursla birlikte bissürü güzel insanla tanışma ve kaynaşma fırsatım oldu. Yani aslında bir lisan birçok insan!
Hal böyle olunca el işlerinin yerini vaktimi zihnimi kurcalayıp, hallaç pamuğuna çeviren ispanyolca ödevleri aldı.
İşte burdalar, ta daaa:
dip not: hala ve hala ispanyolca konuşamadığımı, karşılaştığım her ispanyolca soruda beynim formatlanmış gibi hissettiğimi söylemiş miydim?

yeni iş alanımı buldum ki!

Tebdili mekanda ferahlık varsa bence tebdili işte de vardır :)
Gerçi bu çalışma daha çok  arkadaşıma yardım etmek için yaptığım, Kaş Gezegeni  bloğunun yazarının pansiyonu Gezegen Pansiyon için tanıtım broşürleri.
İngilizce metinleri turizm diline uygun olarak henüz düzeltilemediği için basılamadılar. Ben dayanamayıp buraya attım bile :)
Mazur görünüz efem, o kadar kusur kadı kızında da olurmuş :))

Cuma, Nisan 15

kendi tişörtlerimiz kendimiz boyarız ki!

Bi kaç ay kadar önce şimdi hangisi olduğunu bulamadığım bloglardan birinde kalıcı kumaş kalemleri görüp kıskanmıştım. Belki türkiyede de bulurum diye google teyzeye sordum ama gogle teyze bana sadece amazondan satın almamı önerdi. Yurt dışından net üzerinden satın almanın nasıl olduğunu bilmediğimizden başka yollar aramaya başladık ablamla. Sürekli yurt dışına gidip gelen bi arkadaşımıza sipariş verecektik kii, büyük kitabevlerinden birinde gezerken ablam boyalarımızı buldu.Tam istediğmiz marker bu değildi ama işimizi gördü.
Tüçüt yeğenlerimiz daha bize gelmeden tişörtlerinin üzerine neler yapacaklarına karar vermişlerdi bile. Çoşkucut annesiyle çiçek toplayan sarışın kızı çizecek, Devrim de eskiden beri pek sevdiği kurukafayı çizecekti.
Devrim artık nerdeyse bir delikanlı olduğu için, hem de kararlı bir delikanlı, ona sadece yanında durarak yardım ettik. Coşkucut daha küçük olduğu için biraz daha fazla desteğe ihtiyacı oldu. Ama bütün işi yine de kendisi yaptı.
Tabi teyzeler bu fırsatı kaçırır mı, onlar da aldıkları beyaz tişörtlerini küçümenlerinin önüne koyup onların yaptığı tişörtleri istanbul'da giymek istediklerini söylediler ve iki kardeşin ortaklaşa çalışmalarıyla, giydiklerinde ve baktıklarında  teyzelerin yüzlerini gülümseten tişörtleri oldu. 
Devrim ablamın tişörtüne mavi saçlı bir seda teyze ile kız kulesini çizmeyi uygun buldu. Çoşku da çizdiği güneş, çiçek ve bulutlarla kompozisyonu destekledi. 
                                       
Muhtemelen şükrü dedelerinin taze tutulmuş 3-4 kilo balıkla eve gelmesinin de oluşturduğu etkiyle Devrim gamze teyzesinin yani benim tişörtümün balık desenli olmasına karar verdi. Çizdiği koca balığın altına "hamsi" yazısını da iliştirip kendi bölümünü bitirdi. Coşku da bizim yönlendirmelerimiz ve artık yorulduğu için yardımlarımızla bu kompozisyonu bir tekne ve bir bulutla tamamladı. :)
En küçümenimiz İrden gelemediğinden, gelse de sadece çizik atmaktan başka bir desen yapamayacağından onun tişörtünü seda halası ve melike halası beraber boyama kitabından kopya çekerek winnie deseniyle boyadılar.
Boyalarımız tüp şeklinde olduğu için sıkılarak boyanması onları biraz yorulup yavaşlamalarına sebep olsa da çıkan sonuç muazzamdı. Kendilerine ve yaşlarına uygun kıyafetlerini kendileri hazırladılar. Gidip gelip kontrol edip kullanma talimatında yazan 6 saatlik sürenin dolmasını bile bekleyemeden kurur gibi olunca tişörtlerini üzerlerine geçirdiler ve poz verdiler.
Yine bi not: Küçümenlerimiz tişörtlerini giyinme programını bile yaptılar o gün. Coşkucut anaokula giderken pazartesi günü, devrim de beden eğitimi dersinde salı giyecekti. Ben de devrim'e ayak uydurup salı günü işe hamsili tişörtümle geldim. Gün boyu sadece tişörtüm gülmem için yeterli sebep teşkil etti :))) 
Başka not: Hala keçeli kalem şeklinde olan kalıcı kumaş kalemlerinden arıyoruz. :)

Pazartesi, Nisan 11

yoksa bitiyorlar mı ne?

Evet biliyorum taşsal obcelerim bitmeyen şarkıya bağladılar, neredeyse ömrümün işi olacaklar! Aslında bitmeyen işler beni huzursuz eder, tezcanlıyımdır. :) Ama istanbulda yaşayıp, akçakocada yeğenler - kuzenler - akrabalar - deniz - gezmeler - yürüyüşler arasında obcelerimi tamamlamak biiraz zaman alıyor! 
Obcelerimin taş kaplanan kısmının harçlanması işini, kendime kendimden zaman çalıp, bu hafta sonu yaptım! 

Derzleri doldurmak için gri harcı tercih ettim. Harcı normalde karıldığı yoğunluğundan biraz daha yoğun kardım ki daha kolay sürülsün ve de çabuk kurusun. Harçla obcelerimin tüm yüzerylerini kaplayıp, nemli süngerle üsten üstten yavaş yavaş temizleyerek taş yüzeylerini ortaya çıkardım.
Taş aralarındaki derzler gitmeyecek ama taşlar tamamen görünür hale gelecek şekilde, taşlar üzerindeki harç lekeleri temizlenenene kadar sık sık temizledim. Tam olarak temizleyemediğim kısımları da anneme emanet ettim, yani son hallerini yine görme şansım olmadı. Son halleri derken cilalanmadan önceki son hallerini kastediyorum.
Annemin istediği yeni parçaları saymazsak bir dahaki akçakoca ziyaretimde cilalayıp en azından bu postayı tamamlıycam.
İşte parça parça şimdiki halleri:

Bi not: Mozaikciklerimin yapım aşamaları da işte buralarda : 1.posta / 2.posta / 3.posta
Başka bi not: Türk dizilerine ve "azzzz sonnnraaa" ilanlarına dönen dekorlarımı tamamlamama bu sefer gerçekten az kaldı. :)) Beni bekleyiniz anacım...

Pazar, Nisan 3

nee elmalı pay mııı?

Laz mutfağından sonra işte  instructables 'da gördüğüm basit elmalı pay tarifiyle amerikan mutfağı! Elmalı payı yapımı basit, hızlı, malzeme eldesi kolay ve en önemlisi hafiif bir tatlı olduğu için biz pek sevdik :) Mayalandırma-bekletme-ön pişirme-soslama yok! Süfer süfer!
Yaklaşık 25-30 cm çapındaki bir pay tepsisi için işte malzemeler ve tarif: 
6 elma kabukları soyulup ince dilimlenir, üzerine bir fincan şeker, 2 yemek kaşığı un, 2 çay kaşığı tarçın konulup karıştırılır ve dolgu hazırlanır. 3 fincan un, 1 fincandan az sıvı yağ (tercihe göre sıvı yağ azaltılıp yerine sanayağ ya da tereyağ eklenebilir) , yarım fincan kadar soğuk su, 1 çay kaşığı tuz, 2 çay kaşığı şeker ve bir paket vanilin karıştırılıp yoğurulur. Tabii itiraf etmeliyim instructables 'taki tarifi ben içgüdülerime ve evdeki malzemere göre birazcık değiştirdim. :) Ama sonuç gayet memnun edici oldu :)
( Bu arada bir püf : Yine instructables' taki pay tariflerini kurcalarken gördüm ki pay hamurunu  iki sera streç film arasında açınca hamuru muntazam açmak ve onu tezgahtan parçalamadan zedelemeden kaldırıp tepsiye yerleştirmek daha kolay oluyor. )
Hamuru biri biraz daha büyükçe iki parçaya ayırıp büyüğünü tepsinin boyutuna göre açıyor, üst serayı alıp alt seranın yardımıyla tepsiye yerleştiriyoruz. seradan kurtulup içine dolguyu koyunca, kalan hamuru da açıp aynı yöntemle dolgunun sütünü kapatıyoruz.
Ben yine orjinal tariftekinin aksine fazla kenarları kesip atmak yerine içe kıvırıp çatalla izler yapma yolunu tercih ettim. Elmaların pişerken çıkaracağı buhar için pay hamuru üzerindeki kesikleri de açıp- ki kesinlikle payın daha güzel görünmesini sağlıyorlar- üzerine küçük parça tereyağlar yerleştirdim.
Önceden ısıtılmış fırında 200 derece dolaylarında üstü kızarana kadar pişirdim, fırından çıkınca pudra şekeriyle süsledim.
Ve işte ta da:
Dipil not: Elma pişerken bol bol su bıraktığı için tepsiyi fırında altlara doğru yerleştirmek daha iyi pişirme sonuçlaarı oluştuyor. Bana çok afiyet oldu size de olsun :)

Cuma, Nisan 1

balık odası

Annem ve babam 1 büyük 2 küçük odası olan yeni evlerine yerleştiklerinde, babamın "senede kaç gün geliyorlar ne yapacaklar birer odayı, küçük odalardan biri benim balık odam olacak" demesi üzerine evimizin bir odası balık odası oldu. Balık odası ne mi? Balık odası babamın olta malzemelerini, balık kostümlerini, gereçlerini sakladığı ve saatlerce oturup olta bağlayıp, hazırlık yaptığı hobi odası...
Odamız düzenlendiğinde hem babamın balık odası hem de annemin dikiş odası olacak. Şimdi evdeki fazla eşyaların kullanıldığı oda durumunda olan odaya bir koltuk, babamın koca koca yağmurluklarını, ağlarını koyabileceği genişçe bir dolap, masa ve annemin dikiş ıvır zıvırlarını babamın balık ııvır zıvırlarını koyacağı çekmecelik ve küçük dolap artııı bir ayna gelecek. Annemin evin heryerine saçılmış bissürü menekşesini de bir araya toplamak için yapılacak rafları ve babamın teyzelerinin elleriyle yaptıkları minyatür hasır namazlığı unutmamak lazım tabii :)
Bu çizimleri akçapakça'da aklımdakileri annemlere rahatca anlatabilmek için suluboyayla yapmıştım. Pek başarılı olmasalarda eğlenceliler ve annemin heveslenmesini ve hayal edebilmesini sağladılar. :)
Dipten not: balık-dikiş odası henüüz yapılmadı, hevesle yapılacağı günü bekliyorum :)

Cuma, Mart 18

akçakoca günlükleri

Akçakoca yani bizce akçapakçamız, ablamla benim hep hep sürekli anlatmaya ihtiyaç duyduğumuz bir yer. Zaman içinde karşımızdaki insanlar akçapakçamızı tanımıyorlarsa bizi de tanıyamazlar gibi bir bilinçaltı aktivitesine sahip olmuş olabiliriz sanırım :) Ya da her akçakocalı gibi oraya çok düşkünüz :)
Sonunda ablamın fikriyle önümüze gelen herkese sürekli anlatma ihtiyacı duyduğumuz akçakocayı bi blog vasıtasıyla düzenlice ve isteyen herkesin ulaşabileceği bi şekilde anlatalım dedik.

İşte cici bloğumuz: Akçakoca Günlükleri

Salı, Mart 15

sünger bebeler

Hep merak ederdim; çocukken bir kaç basit işlemle yapıp oynayabildiğimiz çeşit çeşit oyuncakları çok sevmemizin nedeninin şimdiki süpersonik oyuncaklara sahip olmamamız olup olmadığını! Öyle değilmiş :)
Sanırım Sunay Akın'ın yazılarından birinde okumuştum. Pırıl pırıl markası, rengi, detayları belli araba, sadece o arabadır ama tahtadan oyulmuş oyuncak araba çocuk onun ne olmasını istiyorsa odur! Bunları neden anlatıyorum, 2008 de yani tüçüt yeğenlerim Devrim ve Coşku daha daha tüçütken, bizim de küçüklüğümüzde anneleriyle beraber yapıp oynadığımız sünger bebekleriden yaptık.
Karman çorman arşivimi kurcalarken denk geldiğim fotolar klasik "başka birşey ararken unuttuğunu unuttuğun başka birşeyi bulma" durumunu yarattı, paylaşayım dedim :)
Yapılışları göründüğü gibi çok çok basit büyük süngerleri ipler yardımıyla biçimlendirip, kurdele ve gipürlerle süslemek :) Küçümenlerim oyuncaklarını bizden ufak tefek yönlendirici yardımlarla yaptılar ve annelerinin söylediğine göre uzunca bir süre çok sevip oynadılar...
Dipte not: Bu etkinlikle çocuk -bol bol sevilen ve oyunlarını ailesiyle ve çevresindekilerle paylaşan çocuk- denen varlığın oyuncağa doyma gibi bi dürtüsü olamayacağını anlamakla beraber, çocuğun kendi el emeğiyle yaptığı oyuncağın, başının tacı olduğuna emin oldum.

Perşembe, Şubat 17

arkadaş blogları

Kendimizi, çevremizdekileri, mesleğimizi, becerilerimizi, yaşam biçimimizi, içimizdekileri, duygularımızı, algımızı, yaşadığımız yeri ifade etmek ve de paylaşmak için kullandığımız bloglar giderek çoğalıyor. Tabii ki arkadaş blogları da çoğalıyor. Her birini ayrı bir zevkle ve merakla takip ediyorum. Paylaşmak istedim...

İşte bu blogların birincisi... Kaş'lı bir arkadaşımın Kaş'ı, Kaş'lıyı, Kaş'ta yapılabilecekleri anlattığı çok yönlü, keyifli ve de faideli bloğu : Kaş Gezegeni

Marmara Üniversitesi Fotoğrafçılık Bölümü öğrencisi , ablamın eski öğrencilerinden olan yetenekli ve azimli arkadaşımızın fotoğraf ve fotoğraf altı notları günlüğü : sevgili günlük...

Eski iş arkadaşım ve üniversitedaşımın şimdi yaşadığı ülkeyi, oradakileri, gözüne çarpanları yaptıklarını anlattığı bloğu : Abu Dhabi Maceramız

Ünivrsiteden sınıf arkadaşımın yaptığı süpper keçe oyuncakları sergilediği bloğu: tuubytoy

Yine üniversiteden başka bir sınıf arkadaşımın photoshop alıştırmalarını resimlerle güzelce anlattığı bloğu: photoshop notları
Yenileri geldikçe ekleyeceğim :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...