taş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Kasım 8

gel vatandaş gel; bilinmez denizlerin kuytu koylarının taşları bunlar!

çalışarak yeteneklerimizi geliştirebileceğimizi (hem de "kesin bilgi" etiketiyle) söylemiştim değil mi? he tamam, üç-beş güne picassoya doğru evrimleşecek değiliz tabi ki. ama biraz mekan, biraz insan çizebilir hale gelebiliriz bence.
mesela ben boyumun posumun ölçüsüne bakmadan, önceki deneyimlerimin desteğini de arkama alarak boyama taşlardan tablo yapma işine giriştim ağustos başında. yaz günü insanın içini pır pır eden "sevgili" temasını da seçip, bol hayalle ve gülücükle yola koyuldum. 
e malum elde, ordan burdan, bissürü denizlerin bissürü koylarından toplanmış taşlar ve de kendi yeni alınmış ama daha hevesi alınamamış akrilik boyalar da var!
ilk işim çerçeve boyutumu seçmek oldu, uzun bir dikdörtgen etkisi istediğim için 25X60 cm boylarında camsız bi çerçeve yaptırdım bauhaus'ta. sonra taşlarımı ortaya döküp film şeridini oluşturacak olanlarını seçtim.
sonra da başladım kurgulamaya ve boyamaya. boyadıkça öğrendim nasıl yapmam, nelere dikkat etmem gerektiğini. 
taşlarımın boyaması tamamlanınca çerçeveye uygun olduğunu düşündüğüm bi yeşile boyadım alt kartonu, sonra başladım taşlarımı yapıştırmaya. ama film şeridi taşlarımın etrafına mozaik etkisini verecek taşları yapıştırdıkça biraz üzülmeye başladım. halihazırda hep yanımda tutuğum, "off bi canavar yaratıyorum!" kaygım, alacalı bulacalı çevre taşlarının boyamalarımı kaybetmesiyle ayyuka çıktı ne yazıık ki... 
ben de grinin birleştiriciline ve de çeşit çeşit denizlerden toplanan güzelim rengarenk taşların affına sığınıp, güzel bi griye boyadım çevre taşlarımı. şükür li tam da umduğum gibi oldu ve desenlerim güzelce ortaya çıktılar.
yerleştikleri duvarda hem çok güzel oldular, hem muttu ettiler, hem de umut verdiler! belki bi gün serinin devamı da gelir, kim bilir? 
heh, işte bunlar da aşama aşama, her bir taşımın boyanışı, ve tabi ki aşama aşama benim boyamayı öğrenişim :) ;






dipte deneyimsel not:önceleri ince siyah çizgileri fırçalarla yapmaya çalışırken, sonra silinmez cd kalemlerini kullandım.ama baktım bu sefer de cilalama aşamasında sprey cd kaleminin dağıltıyor,siyah çizgileri cila kuruyunca  cilanın üzerine yaptım ben de. :)
dipte şarkılı not: çok ama çok güzel şarkı bu! http://www.youtube.com/watch?v=X1JQdS_HC-Y

öğrenmek zor zanaat arkadaş, kesin bilgi!

taş boyamak pek, pek, pek çok eğlenceli, evet. ama her iş gibi sabır gerektiriyor. hele de benim gibi panik halinde her yaptığınızın kötü olacağından kaynaklanarak yapıyorsanız! 
ben her yeni elişimi yaparken (hatta her yemeğimi yaparken) aynı işkenceyi uyguluyorum kendime. iş tamamen bitene kadar dünyanın en kötü şeyini yaptığıma inanıyorum, niyeyse. tabi ki her işim dünyanın en kötüsü olmadığı gibi, en güzeli de olmuyor. :D ama kesinlikle umduğumdan güzel oluyor. belki de işlerimi bitirdikten sonra çocuk gibi sevinebilmem de bundan, beklentim yerlerde...
ama öğreniyorum; hem sabretmeyi hem püf noktalarını hem de yılmadan denemeyi. 
bu bebekler de taş boyamayı öğrenmeye çalışırken, malumunuz eksik hasarlı ve de kusurlular. ama kesinlikle dünyanın en çirkinleri değiller. he bu arada sağ üst köşedeki dalga artığı ağaç kabuğu. deseni biraz gezi günlerinin etkisi :)) rüzgar gülleri ve de masadaki üzümle şarap da bozcaada günlerinin yadigarı, balonlar altında dasn eden çift için çocukluğuma dönemem gerekiyor olabilir, o kısımla yüzleşmeye de henüz hazır değilim  :D 
dipte ağır not: taşlar ağaç kabuğuna oranla biraz ağır olduklarından mıknatıs onları taşırken biiiiraz zorlanmakta. daha yassı ve hafif taşlar tercih edilmeli.
dipte akrilikli not: akrilik boyanın sanırım en sevdiğim tarafı çabuk kuruması ve hata yapılan yerin çabucacık yeni bi katmanla düzeltilebilmesi oldu. malumunuz çaylak hobici=çok hata
dipte tavsiyeli not: hemen boya edinip deneyiniz anacım, pek keyifli. kesin bilgi.

Cuma, Şubat 10

bitmeyen işler prodüksiyon, biten işlerini gururla sunar!

Akçapakçamdaki evimin balkonunda kışın ortasında sıraya dizilmiş olan bu kuzular benim uuuzzun süredir onlarla ilgilenmemi bekleyen cici cici taş kaplamalarım! Sonunda cilalanıp, pırıl pırıl oldular!
diiiip not: bitti miii? bitmedi! bunu yapana arkasından ayrıca tamamlanmayı bekleyen başka obceleri de hediye ediyoruz! En azından bunları kurtardık!

Salı, Şubat 7

yapıjjamm diye bağırırım / bölüm 2 / taş mozaik

bitmeyen işler dediğimde kraliçe koltuğuna taş mozaiklerim oturur! kimisi harçsız, kimisi cilasız beklemekteler!

dip not: başlayalı o kadar zaman oldu ki fanusumun içine yerleştirdiğim krapon çiçeklerimin renkleri çokkktan soldu!

Pazartesi, Nisan 11

yoksa bitiyorlar mı ne?

Evet biliyorum taşsal obcelerim bitmeyen şarkıya bağladılar, neredeyse ömrümün işi olacaklar! Aslında bitmeyen işler beni huzursuz eder, tezcanlıyımdır. :) Ama istanbulda yaşayıp, akçakocada yeğenler - kuzenler - akrabalar - deniz - gezmeler - yürüyüşler arasında obcelerimi tamamlamak biiraz zaman alıyor! 
Obcelerimin taş kaplanan kısmının harçlanması işini, kendime kendimden zaman çalıp, bu hafta sonu yaptım! 

Derzleri doldurmak için gri harcı tercih ettim. Harcı normalde karıldığı yoğunluğundan biraz daha yoğun kardım ki daha kolay sürülsün ve de çabuk kurusun. Harçla obcelerimin tüm yüzerylerini kaplayıp, nemli süngerle üsten üstten yavaş yavaş temizleyerek taş yüzeylerini ortaya çıkardım.
Taş aralarındaki derzler gitmeyecek ama taşlar tamamen görünür hale gelecek şekilde, taşlar üzerindeki harç lekeleri temizlenenene kadar sık sık temizledim. Tam olarak temizleyemediğim kısımları da anneme emanet ettim, yani son hallerini yine görme şansım olmadı. Son halleri derken cilalanmadan önceki son hallerini kastediyorum.
Annemin istediği yeni parçaları saymazsak bir dahaki akçakoca ziyaretimde cilalayıp en azından bu postayı tamamlıycam.
İşte parça parça şimdiki halleri:

Bi not: Mozaikciklerimin yapım aşamaları da işte buralarda : 1.posta / 2.posta / 3.posta
Başka bi not: Türk dizilerine ve "azzzz sonnnraaa" ilanlarına dönen dekorlarımı tamamlamama bu sefer gerçekten az kaldı. :)) Beni bekleyiniz anacım...

Pazartesi, Kasım 22

neee çatlak fanus mu varr? kaplıyım mı?

Bi iyi bi de kötü haberim var.
İyi haber çookk verimli dolu dolu bi bayram tatili geçirdim. Bissürü ciciler yaptım. Mesela geçen gidişimde üzerine bi kaç taş yapıştırdığım çatlak fanusumun kaplamasını tamamladım. Ve hatta bu sefer bir yenilik yapmaya karar verdim ve ayrı bir kaplama için sakladığım ak akça akdeniz taşlarımı fanusun ortasında bir beyaz bir şerit oluşturacak şekilde kapladım:
Kötü haber bissürü yeni şeyler yapma hevesi - ki aklımdaki herşeyi yapacak vakit bulamadım- ve bayram ziyaretleri ve benim doğum günümün -evet evet doğum günüm vardı pastamı bi'l ahire paylaşıcam- organizasyon işleri arasında yine ve yine derzleri dolduramadım :)) Yine ve yine bir dahaki akçapakça gidişime işalla :))
Annem için yaptığım güllerimi de içlerine yerleştirdim. Ama yine aynı telaşe ve koşturmaca içinde fanusun çiçekli fotoğrafını çekmeyi unuttum :) Çiçekli fanusun şöle böle görünen bi fotoğrafını kuzucuklarım parmak boyası yaparken çektiğimiz bi fotoğrafın arka planında bulabildim :))

Ben unuttum ama Zuhal ablam vazolarımı fotoğraflamış, çiçekli halde hem de :)

Dipten not: Bu kısmetsiz bi türlü derzlenemeyen üçlü vazolarımın çiçekleri başka bir elişine kurban gitti :) Yine çiçeksiz kaldılar :))

Çarşamba, Eylül 1

taş obceler çoğalıyorrrrr

Sanırım yeni bir bağımlılık edindim! Sürekli yeni birşeyleri kaplama isteği duyuyorum. Hadi kendimi geçtim, annemi ve ablamı da aynı duruma soktum. Kafa kafaya verip "peki şimdi neyi kaplayabiliriz?", "bu masanın üzerine daha büyük bişey lazım" " kırık fanusu kaplayıp şuraya koyarız" "daha çok taş toplamalı" "şuraya daha büyük küllükler lazım" diyerek hayaller kuruyoruz!

Bunlar 3 ayrı boy kavanozdan vazolarımız:


Malum taşlar akçapakçadan toplandığı için bu bağımlılığın yapım adresi de akçapakça! Ve sadece bazı haftasonları orada olduğum için azar azar tamamlanıyorlar.

Bunlar kaplama işinden arada fırsat bulup derz dolgusuyla doldurabildiklerim:


Eğer ev içinde değil de dış mekanda kullanılacak olsalardı aralıkları doldurmamayı, sadece cilalamayı düşünebilirdim ve tabii ki çok daha büyük yüzeyi olan eşyaları kaplamayı! :) Doldurulduklarında çakıl yığını etkisi azalıp daha etkili bir görünüme kavuşuyorlar. Ah bir de cilalanabilseler!


Bunlar da 1 milyonculadan aldığımız renkleri birbirini tam olark tutmadığı için içimize sinerek kullanamadığımız çerçevelerimiz! :) Artık bir takım oldular :


Son olarak(şimdilik) da şekerliğimiz, küçük boy küllüklerimiz ve de yayvan tabağımız :



Yapılacak bir kaç ana obje daha kaldı onları da bitirip hepsinin cilalandığını görmek için sabırsızlanıyorum!

Çarşamba, Ağustos 11

taş toplarım ki ben hep!

Ve sonunda benim sıcak silikon tabancam oldu! Sıcak silikonla yapılabilecek o kadarr çok eğlenceli şey var ki! Eminönü' nde Mercan Yokuşu' ndaki bi ara sokaktan 7.5 liraya aldım hem de! Yıllarca neden beklemişim ki bu kadar :))

İşte cici tabancamla yapılabileceklere bir başlangıç! Taş mozaik!

Yıllardır birgün köy evimizin bahçesine Rodos İşi yapabilmek hayaliyle her gittiğimiz yerden taş toplarız ablamla. Tatillerin kocaamaaan valizlerinin ağırlığına istinaden "taş mı taşıyosunuz bunun içinde?" sorularına dönüş yollarında verdiğimiz cevap hep "evett" o yüzden :))

-Gerçi çocukken oynadığımız çakıllı yollarda da durmadan taş toplardık. özellikle ıslakken gerçekten ciğere benzeyen o yüzden ciğer taşı diye adlandırdığımız kırmızı-bordo taşları toplardık. Ki o zamanlar rodos işinden haberimiz bile yoktu. :))) İnşaat ruhu içimizdeymiş hep meğer!-

İşte hedef: rodos işini yapana kadar kendimizi küçümen çakıl taşlarıyla avutup annemin salonu için dekoratif objeler yaratmak!


Bu sefer tatildeyken bilimum cam objeleri taşlarla mozaiklemek için topladım taşları! :) Solda görünen Akdeniz taşları. Sağdakiler de akçapakçamda sabahın körlerinde denize gidip, sabah plaj teyzelerinin "deli mi ki bu?" bakışlarına takılmayıp topladığım karadeniz taşları. Renklerinden de belli kimin ak kimin kara deniz taşı olduğu değil mi? :)


Akçapakçamda evimizin balkonunda türk kahvesi ve komşularımızın meraklı bakışları eşliğinde, hain güneş ve nemin izin verdiği zamanlarda yapıştırdım taşlarımı.Tabancayı kullanmayı öğrenmeye çalışırken bir çok parmağımı yaksam da:) , taşlarımı yapıştırmaya çalıştığım kapağı kırılmış kesmeden bozma nazlı kase inat edip taşlarımı 3. seferde yapıştırmama izin verse de pek eğlenceli bir iş oldu. Kavanozlara yapıştırmak gayet kolay oldu. Sanırım kesme'ye çevirmeye çalışırken camın yapısında bi acaip değişimler yapıyorlar :) yoksa benim beceriksizliğim olamaz ;)


Henüz akdeniz taşlarımı kullanamadım. Akçakoca'da gri renkli derz dolgusu da bulamadığım için aralıklarını da henüz dolduramadım. Bu haftasonu planım yarım kalan annemin emektar salata kasesinin eksik taşlarını tamamlamak diğer küçük boy kavanozlarımı da kaplayıp boşlukları doldurup, hepsini cilalamak olacak. Tabi bütün bunları bir haftasonunda bitirebilirsem :D

Perşembe, Nisan 1

Ben de taş boyadım... :)

Heveslenip anneme akçapakça kumsallarından toplattığım taşlarımın ojeyle boyanmış halleri. bütün evi oje kokusuna boğmuştum. babanem evde olsa "piffff, koki boğazuma sarilayi" der beni bi güzel kalaylardı :)))

AİLE

YARENLER
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...