Benim tüçüt yeğenlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Benim tüçüt yeğenlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Şubat 6

yapıjjamm diye bağırırım / bölüm 1 / midye mozaik


son bi el atıp bitirmemi bekleyen bissürü işim olmuş benim! kendime gaz vermek içün bölüm bölüm paylaşıcim!
benim tüçüt yeğenlerimin akçakoca şubesindeki en büyüğü olan devrim, geçen seneki doğum günümde hediyesine ek olarak "gamze teyzem bunları kullanır" diyerek kocaa bi kap deniz kabuğu da getirmişti. benim için o kadar kıymetlilerki öyle pat diye kullanamadım! bir ara -ki bu bi ara geçen sene mart oluyor!- evdeki bir kabı deniz kabuklu bi kutuya çevirmeye karar verdim! taşlarımı yapıştırdım ama öylece kaldı. şimdi derz ve de cila bekliyor.
te buraya yazdım, ilk fırsatta bitiricim!
dipten kabuk çıkarmalı not: hazır mart ayı da neredeyse gelmiş iken tam bunu yaptığım günün yıldönümünde mi bitirsem aceba?

Cuma, Nisan 15

kendi tişörtlerimiz kendimiz boyarız ki!

Bi kaç ay kadar önce şimdi hangisi olduğunu bulamadığım bloglardan birinde kalıcı kumaş kalemleri görüp kıskanmıştım. Belki türkiyede de bulurum diye google teyzeye sordum ama gogle teyze bana sadece amazondan satın almamı önerdi. Yurt dışından net üzerinden satın almanın nasıl olduğunu bilmediğimizden başka yollar aramaya başladık ablamla. Sürekli yurt dışına gidip gelen bi arkadaşımıza sipariş verecektik kii, büyük kitabevlerinden birinde gezerken ablam boyalarımızı buldu.Tam istediğmiz marker bu değildi ama işimizi gördü.
Tüçüt yeğenlerimiz daha bize gelmeden tişörtlerinin üzerine neler yapacaklarına karar vermişlerdi bile. Çoşkucut annesiyle çiçek toplayan sarışın kızı çizecek, Devrim de eskiden beri pek sevdiği kurukafayı çizecekti.
Devrim artık nerdeyse bir delikanlı olduğu için, hem de kararlı bir delikanlı, ona sadece yanında durarak yardım ettik. Coşkucut daha küçük olduğu için biraz daha fazla desteğe ihtiyacı oldu. Ama bütün işi yine de kendisi yaptı.
Tabi teyzeler bu fırsatı kaçırır mı, onlar da aldıkları beyaz tişörtlerini küçümenlerinin önüne koyup onların yaptığı tişörtleri istanbul'da giymek istediklerini söylediler ve iki kardeşin ortaklaşa çalışmalarıyla, giydiklerinde ve baktıklarında  teyzelerin yüzlerini gülümseten tişörtleri oldu. 
Devrim ablamın tişörtüne mavi saçlı bir seda teyze ile kız kulesini çizmeyi uygun buldu. Çoşku da çizdiği güneş, çiçek ve bulutlarla kompozisyonu destekledi. 
                                       
Muhtemelen şükrü dedelerinin taze tutulmuş 3-4 kilo balıkla eve gelmesinin de oluşturduğu etkiyle Devrim gamze teyzesinin yani benim tişörtümün balık desenli olmasına karar verdi. Çizdiği koca balığın altına "hamsi" yazısını da iliştirip kendi bölümünü bitirdi. Coşku da bizim yönlendirmelerimiz ve artık yorulduğu için yardımlarımızla bu kompozisyonu bir tekne ve bir bulutla tamamladı. :)
En küçümenimiz İrden gelemediğinden, gelse de sadece çizik atmaktan başka bir desen yapamayacağından onun tişörtünü seda halası ve melike halası beraber boyama kitabından kopya çekerek winnie deseniyle boyadılar.
Boyalarımız tüp şeklinde olduğu için sıkılarak boyanması onları biraz yorulup yavaşlamalarına sebep olsa da çıkan sonuç muazzamdı. Kendilerine ve yaşlarına uygun kıyafetlerini kendileri hazırladılar. Gidip gelip kontrol edip kullanma talimatında yazan 6 saatlik sürenin dolmasını bile bekleyemeden kurur gibi olunca tişörtlerini üzerlerine geçirdiler ve poz verdiler.
Yine bi not: Küçümenlerimiz tişörtlerini giyinme programını bile yaptılar o gün. Coşkucut anaokula giderken pazartesi günü, devrim de beden eğitimi dersinde salı giyecekti. Ben de devrim'e ayak uydurup salı günü işe hamsili tişörtümle geldim. Gün boyu sadece tişörtüm gülmem için yeterli sebep teşkil etti :))) 
Başka not: Hala keçeli kalem şeklinde olan kalıcı kumaş kalemlerinden arıyoruz. :)

Salı, Mart 15

sünger bebeler

Hep merak ederdim; çocukken bir kaç basit işlemle yapıp oynayabildiğimiz çeşit çeşit oyuncakları çok sevmemizin nedeninin şimdiki süpersonik oyuncaklara sahip olmamamız olup olmadığını! Öyle değilmiş :)
Sanırım Sunay Akın'ın yazılarından birinde okumuştum. Pırıl pırıl markası, rengi, detayları belli araba, sadece o arabadır ama tahtadan oyulmuş oyuncak araba çocuk onun ne olmasını istiyorsa odur! Bunları neden anlatıyorum, 2008 de yani tüçüt yeğenlerim Devrim ve Coşku daha daha tüçütken, bizim de küçüklüğümüzde anneleriyle beraber yapıp oynadığımız sünger bebekleriden yaptık.
Karman çorman arşivimi kurcalarken denk geldiğim fotolar klasik "başka birşey ararken unuttuğunu unuttuğun başka birşeyi bulma" durumunu yarattı, paylaşayım dedim :)
Yapılışları göründüğü gibi çok çok basit büyük süngerleri ipler yardımıyla biçimlendirip, kurdele ve gipürlerle süslemek :) Küçümenlerim oyuncaklarını bizden ufak tefek yönlendirici yardımlarla yaptılar ve annelerinin söylediğine göre uzunca bir süre çok sevip oynadılar...
Dipte not: Bu etkinlikle çocuk -bol bol sevilen ve oyunlarını ailesiyle ve çevresindekilerle paylaşan çocuk- denen varlığın oyuncağa doyma gibi bi dürtüsü olamayacağını anlamakla beraber, çocuğun kendi el emeğiyle yaptığı oyuncağın, başının tacı olduğuna emin oldum.

Salı, Ağustos 10

jack skellington'lar, palyaçolar ve kedişler!

1 ağustos Devrim'in doğum günüydü. Tatilden koşaraktan dönüp makyajcı teyzeler olarak olaya intikal ettik biz de! Ablamla beraber birrrsürü çocuğa makyajlar yaptık.
Ama kabul etmeliyim ki en eğlencelisi ilk defa denediğim Jack Skellington makyajıydı! Ben Jack'ciğimi zaten pek severim. Etrafta dolaşan bissürü jack'imiz oldu!!


Erkeklerimiz -bir kaplan ruhlu erkeğimiz hariç- daha korkutucu olduğu için jack makyajını, tüm kızçelerimiz de -bir kızçemizin palyaço olması hariç- sanırım daha sevimli olduğu için kedi makyajını tercih ettiler. Sıkılgan ruhlu ve yerinde duramayan veletler koşarak makyajlarını bi cabukta akıttıkları için daha biz fotolayamadan silseler de elimizde bazılarının fotoları kaldı :)) Günün sonunda makyajları en sağlam kalanlar tabiki "nispeten" daha sakin yaratılışlı kibar kızçelerdi :))


Yediler içtiler, dans ettiler va hepsi daha ilkokulda olmasına rağmen şişe çevirmece; onların tabirleriyle "doğruluk mu cesaret mi" oynadılar. Yanlış hatılarmıyorsam biz bu oyuna ortaokulda geçmiştik! Ne oldu peki "yağ satarım bal satarım" a? :)) O da anaokullarına transfer oldu sanırım :))


Gün bittiğinde makyajını tekarlamak isteyen Devrim, kızkardeşi Coşku ve ikiz misafirleri Deniz ve Duru' ya esin kaynağı oldu! Hep beraber pek de şeker ve de korkunç oldular! Ben de böylece sonunda kızçelere de jack makyajı yapabilmiş oldum :))) Şimdi sıra bende, bi ara kendimi jack'lemeliyim :))))

Salı, Mayıs 25

Nerde bizim kırmızı burunluklarımız, palyaço olduk biz :)

İşte beklenen makyaj sonunda yapıldı. Az biraz palyaco olduk. Az biraz olduk çünkü, perukalarımız ve kostümlerimiz yok. Bu palyaço işi bi süre sonra bi daha denenecek :)
Yalnız tek sorunum bu makyajla, 6 aylık en küçük pıtırcığımızı ürküttüğüm için yanına yaklaşamamak oldu. 1 sene sonra o da ister mi palyaço olmak acaba?


Şimdi en mühim soru: bundan sonraki makyaj ne? işte tete bu da cevap: hepimiz jack olacağız. Hangi jack mi? Jack Skellington, balkabağı-hallowen kralı jack :)

Cuma, Nisan 30

Tüçüt Kediler

İşte süpersonik eğlenceli bir haftasonu aktivitesi. Büyük kırtasiyelerdeki çocuk yüz boyaları mucizevi şeyler. Pek çok pek çok eğlendik. Hep beraber kedi olup resimler çekildik :))) Mutlulukları ve de şaşkınlıkları enfesti.


Şimdi sıra haftasonu hep beraber palyaço olmaya geldi :)))
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...