geridönüşüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
geridönüşüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Kasım 7

lokum kardeşlerin hayali deniz sefasına hojgeldiniz!

deniz artıkları şahane şeyler değil mi? dalgalarla işlenmiş, kumla eskitilmiş, güneşle renklendirilmiş...
dalgaların fırlattığı ganimetlere olan sevgim zaten bariz. hepsinin gönlümde yeri ayrı; şekillendirilmiş taşlar, kabukları soyulmuş dallar, deniz kabukları ve kum ve dalgalarla törpülenmiş ağaç kabukları...
bıçakla, çakıyla çok kolay şekillendirilebilir oldukları için deniz atıklarının en keyifli çalışılanlarından olan ağaç kabukları hep ilgi alanımda oldular. hele de "onu bunu boyarım ki" deyip aldığım güzelimm akrilik boyalarım varken ahşap kabukların dokularının ve formlarının cazibesine kapılmamak neredeyse imkansız oldu!
ben boyaların ve ahşap kabuklarının cazibesiyle uğraşmaktayken, ablam da malta'da ingilizcenin ve maltanın yeni yeni insanlarla tanışmanın cazibesine kapılmaktaydı. o sırada akdeniz, deniz güneş fikri benim de iliklerime kadar işlemiş olacak ki boyama deneyimim sırasında ortaya çıkan imajlar da tatil fikri üzerine oldu. deniz kenarında miniminnavık bir şemsiye altında güneşlenen renkli mayolu "lokum kardeşler" bu çalışmanın ana kahramanı oldular :)
ağaç kabuğu haylice büyük olduğu halde denizin etkileriyle aşınıp hafiflediği için bi mıknatıs gayet rahat taşıdı kabuğumu.
ve her ne kadar doğal renklerine bayılsam da lokum kardeşlerin deniz-kumsal-güneş sefasının zamanla yıpranmasından korktuğum için cilalamak zorunda kaldım. parlaklıkla desenler biraz kaybolur gibi oldularsa da etkilerini kaybetmediler.  
dipte güneşlenmeli not: yaz negzel şey de mi? böle kumlu mumlu, denizli dalgalı!
dipte akdenizli hayalli karpuz kabuklu not: erasmus başvurusu yaptığımı ve barcelonaya kabul edildiğimi söylemiş miydim? şöleki bi aksilik olmazsa inşallah seneye şubattan temmuza kadar akdenizin bi sahilinde olucimm, karpuz kabuğundan evvel suya ben düşmesem mi?

Pazar, Temmuz 21

gönül adamıyla çay servisine hojjjgeldiniz!

Gönül Adamı'nı bilir misiniz? nefis bi karakterdir. "keşke kapı komşum olsa da çay içsek beraber" cinsinden. ah keşke olsa...
Gönül Adamı'nın hayranı ve arşivcilik alışkanlığı olan bi arkadaşım kesip saklamış gönül adamlarını. üstüste  bi rafta okunmadan saklanılmasındansa günlük hayata katılmasının daha keyifli olacağını düşündük ve bi ahşap boyama tepsisine yapıştırmaya karar verdik. doğru teknik nedir bilmiyorum ama ben sulandırılmış dekupaj tutkalını süngerle önce tepsiye sürüp karikatürü istediğim açıda ve biçimde dikkatlice yapıştırdım. sonra karikatürün üstüne bi kat daha tutkal sürdüm. aralarda kalan hava kabarcıklarını temizledim. kurumaya bıraktım.
dekupaj tutkalının güzel tarafı kurudukça şeffaflaşması. ama tabiki geride biraz pütürcüklü bi doku bırakabiliyor. onun için de kuruduktan sonra ince zımpara kağıdını kullanıp karikatürlere zarar vermeden dikkatlice zımparaladım tüm yüzeyleri. her kat kurudukça sprey cilayla birkaç kat da cilaladım. 
karikatürler tepsiye o kadar çok yakıştı ki, çevirip çevirip okumaktan alamadım kendimi!
dipte balkonlu not: sevgili "Gönül Adamı" bence bu balkon zevkinize hitap edebilir, çaya gelmez misiniz?

Cuma, Temmuz 19

eski kazak=cici çanta

efenim uzuun aradan sonra merhabalar...
okuldu, işti, geziydi, kışlaydı, gazdı, suydu derken geçtim dişe dokunur bir elişi yapmayı, eskileri bile yazamadım. yazma işi de kafamda başlı başına bir iş olduğu için yapılmamış bir işin huzursuzluğuyla alttan alttan beni sürekli takip etti tabi ki... bunca gündemin, amansız açıklamaların arasında kafamdan bi yükü eksiltmeye karar verdim. kenarda bekleyen yazılmalıkları usul usul yazıcam. ilki çok sevdiğim eski bi kazağımın çok sevdiğim yeni çantama dönüşmünün hikayesi. 
hani vardırya hepimizin dolabında atmaya kıyamadığı ama artık giydiğinde abuk sabuk bi hal alan kıyafetleri, benim kazakçığım da işte bunlardandı. Atölye Ra 'nın sayfasında ve internette bi kaç yerde gördükten sonra pek sevgili kazağımı bu uğurda denek olarak kullanmaya karar verdim. 
bi sabahın köründe evde daha kimseler uyanmadan yaramaz çocuklar gibi ses çıkarmadan kestim kazağımı...
sonra artan parçalardan çiçekler yapmaca, yine sessizce...
sonra parçaları birleştirmece. bu arada ev ahalisi hafiften uyanmaya başladı tabii. yatağının üstünde dikiş diken her tarafı yün artıklarına bürümüş yaramaz biraz suç üstü yakalanmış olsa da, yaptığı işe olan hevesi kendisinin kalaylanmasını engelledi çok şükür ;)
dipte genişlemeli not: kazak esnek bir materyal olduğu içün içi dolduruldukça genişlemekte ve kullanıcısını memnun etmektedir efenim!
dipte yaramazlıklı not: efenim internetteki örneklerde kazaklar sıcak suda yıkamak gibi suretlerle daha sökülmez bir materyal haline getirilmiş, ancak ben sabah yaramazlığıyla yaptığım içün kenarlarını içeei kıvırmak suretiyle dikip sağlamlaştırdım çantanın akibetini.
dipte astarlı not: içe kıvırmanın yarattığı hafif görüntü kirliliğinden anneme bahsettiğimde kolay çözümcü ve maharetli bi insan olan annem "ben onu astarlarım sana" dedi hemen. nası da bulmuşsa aynı renk astarı bi güzel de dikmiş. astarı da içerde büyükçe tutmuş ki yükle kazak genişlemek istediğinde astar durdurmasın!
dipte direnen not: ağaç güzel şeydir be! bi bakmışsın gölgesine bissürü dost toplanmış, tanımadıkların gölgede arkadaşın olmuş, sana bissürü şey öğretmiş... velhasılı kelam, yazmaya da ağaç altında oturmaya da devam...

Salı, Şubat 26

kendini maket sanan şizofren sepet, diğer bir tanımla kendini sepetçi sanan maketçi!

yenilen pehlivan güreşe doymazmış ya, benim ki de işte tam o hesap...bi önceki sepet göbekli olunca, alttan bana çaktırmadan çalışmalarına devam eden maketçi mimar beynim beni buralara sürükledi. 
neymişşşş, bi yapının ilk strüktürü oturtulmalıymış ki, içine yerleşince pörtlemesin. tabi tabi bu mimarcası değil acemi hobicicesi :))
hal böyle olunca bu sefer iskeletten başladım sepete. önce ana kalıbı ve ana şeritleri yapıp, araları sonradan doldurdum. yardımcı olsun ve ölçekten kaçmamı engellesin diye de sık sık ikeya çekmece içi kutumu sepetin içine yerleştirip düzenledim.
 sonra kenarlardan başlayıp sepetciği dolguladım.
her tarafı tamam olunca yine katlanmış bi gazeteyle kenarları yamaladım. ama olay şu ki o halinin fotosunu çekmeyi unutmuşum. idare edin anacım..
dipte karalamalı not: e malum gazete haberleri her zaman neşeli değil ve bu çalışmalarda şansa bazen koca koca paragraflar okunur halde, yüzeyde olabiliyor ya da dikkat çekici başlıklar. hiç çekinmedim, beğenmediğim haberleri ince ince karaladım!
dipte ince not: bi önceki sepeti tam bir yapraktan yapıp zorlandığımı söylemiştim ya, heh, bu sepette aynı bi tam yaprağı dörde bölüp katlama usülüyle elde ettim şeritcikleri. o yüzden daha inceler. bi önceki kadar sağlam değil haliyle. ama strüktürü sağlam olduğundan pek sorun yaratmıyor. ilk fırsatta yağlı boyayla boyayıp sağlamlaştırmayı planlıyorum, beni bekleyiniz anacımm..

sepet havası

hediye negzeldir di mi? sadece almak değil, vermek de! hele hele de el işi hediyeler.. bu ilk sepetcik denemem de hediye olarak, her ilmikte beğenilmesi umularak yapıldı, ve sanırım da amacına ulaştı :) sahibi tarafından özenle kullanılıyor.
ilk denemem olduğu için biraz fazla uğraştırdığını itiraf etmeliyim, ama göründüğünden kesinlikle daha kolay bi iş. biraz el oyalayıcı o kadar. önce gazetenin bi tam sayfasını ince bi şiş yardımıyla rulolayıp tutkalla açılabilecek olan kenarlarını sabitledim. sonra bu ruloları ezip yassılaştırdım. ölçüp-biçip-dizip örmeye  başladım sonra da.
tabanı bitirince şeritleri yularıya kıvırıp örmeye devam ettim. gerekli yerlere yeni şeritlerle ekler yaptım. kapak olacak kısım haricindeki fazlalıkları kesip içe kıvırarak sakladım.
kapağı örmeye devam ettim.  tabi herhangi bi iskelet sistemi kurmadığım için sepetcik yer yer göbekler yaptı tabi ama o kadar kusur kadı kızında oluyosa benim sepetimde haydi haydi olur :)
kapak da tamamlanınca, daha düzgün görünmesi için katlanmış bi gazeteyle kenarları  kaplayıp sepetciği cilaladım ve ta daaa;
dipte sağlam not: gazetenin tam sayfasını yani 2 yaprak bütün halini kullandığım için hayyli sağlam bi sepet oldu, hani içinde tuğla taşınır o derece, ama bu örmesini zorlaştırdı itiraf etmeliyim.
dipte keyifli not: sepetcik cici evinde çok mutlu ve huzurlu, afferim yeni sahibisi! :)
dipte vaat: ilk fırsatta doğal ortamındaki keyifli halini fotolar eklerim.
dipte temenni: güle güle güzel günlerde kullanılsın!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...