Dipten not: Tuncay Akgün' e derin derin sevgi ve saygılarla, teşekkürlerr!!!
Perşembe, Kasım 4
bezginim bekirim!
Dipten not: Tuncay Akgün' e derin derin sevgi ve saygılarla, teşekkürlerr!!!
Salı, Kasım 2
kırmızı gül demet demet!
karadeniz mutfağını fethedelim canııımmm!
Bu sefer daha değişik bir pişirme tekniği denedik tepsinin yanlarını da hamsiyle kapladık, tepsi tamamen kaplandığında yemeğe yeni bir ad verme isteği duydum: HAMSİ BÖREĞİ!
Ne pişirirsen pişir içine bol bol soğan kat! O yüzden babane mutfağının yemeklerini yaparken çok çok ağlayıp gözpınarlarımıza sağlık vermemiz bi yana bi de sinüslerimizden gelen cayır cayır yanma hissiyle gribal mikroplarımızdan kurtuluyoruz :) (polyanna da kimmiş!)
İşte bu haftanın cici yemeklerinin tarifi:
Önce püfleri Emel abla'dan alınan turşu kavurma! Söğüş kesilmiş soğanlarımızı sıvı yağ tereyağ karışımında kavuruyoruz. Sonra kırmızı biber serpip biberin rengi yağa geçtiğinde -tuzluysa suda beklettiğimiz- fasulye domates ve biber turşularımızı ekleyip beraber kavurmaya bırakıyoruz. İyice kavrulunca üzerine biraz sıcak (yüzeye yaklaşmayacak kadar) su ekleyip, turşularının üzerini dilimlenmiş bayat ekmeklerle örtüp tencerenin kapağını kapatıyoruz. Ekmekler yumuşacık ve turşu kokulu hale geldiklerinde ekmek ve turşularla tabaklara servis yapıoruzzz :) Çocukken turşu kavurmanın enn zevdiğim yanı işte bu ekmeklerdi!
Babane usulü kvaneyi'nin tarifi ve orjinali aslında basit! Dolapta pişmiş bekleyen fasulye yemeğinin içine çekilmiş fındık- ceviz ve bol sarımsak ekliyoruz. Ta daaaa! Bizde hazırda bekleyen fasulye olmadığı için fasulyeyi de yeniden pişirdik ama emin olduk ki orjinal lezzet için beklemiş fasulye daha iyi bir tercihmiş :)))
Pazartesi, Ekim 25
yemek de yaparım ki! hem de en bi lazından!!!
İşte bu da yapılışı:Hamsiler --ki cinnet geçirmemek için karadeniz hamsisi olmalı, çünkü marmara hamsileri küçük olur-- ayıklanır ve kılçıkları çıkarılır, tuzlanır.
Bir tarafta küçük küçük doğranmış ya da yeni teknolojiyle rondodan geçirilmiş soğanlar kavrulur. Soğanlar kavrulunca üzerlerine kırmızı biber serpilir ve kırmızı biberin rengi yağa geçene kadar karıştırlır. Önceden ılık suda yarım saat kadar bekletilmiş pirinçler süzülür, eklenir ve tuzlanarak kavrulur. Pirinçlerin üzerini bir parmak geçecek kadar su konur. Kaynayınca altı yarıma alınır ve demlenmeye bırakılır. Pirinç tam suyunu çekmeden altı kapatılır ve karabiberle ince ince kıyılmış maydanoz eklenir.
Ortaya hamsi sermedik dediysek de pilavı öyle öksüz gibi de bırakmadık, yanına buzlukta zulada bekleyen haşlanmış pavuryalarımızı (yengeç bacağı) çıkardık, bir güzel ayıkladık. Zeytinyağı ve limonla sosladık!
Lazca bilmeyenler için dipnot: Korbala lazcada obur demektir. Önüne ne gelirse yiyen, göbeği şişkin, damak tadına boğazına düşkünlere takılmak için kullanılır.Salı, Ekim 19
ben bu keçi boynuzuyla evlenirim!
Pazartesi, Ekim 4
Çiçekçiiii! Güllerim varrr, rengarenk güllerim vaaarrrr! Çiçekçiiii!
Sonra helezonik kraponumu kağıdını kağıt bandına kıvırarak yapıştırıp, kürdanın etrafına doladım. Sonra yeşil krapondan bir yaprak ve kürdanı kaplamak için 2 cm genişliğinde bir şerit kesip çiçeğimin sapını yeşerttim.
En başta yeşil bant bulmayı umut edip, yeşil krapon almadığım için güllerim ahşap saplıydı. Bi anlamda iş bölümü yapmama sebep oldu. Önce çiçek kısmı tamamladım, sonra ertesi gün koşarak yeşillerimi aldım saplarımı da sarmaladım ve güllerim tamamlanmış oldu!
İşin güzel tarafı el yapımı oldukları için yaptığınız gülllerden hiçbiri birbirine benzemiyor! Tesadüfen tam açmış güller, yeni açmaya başlayan güller ve de tomurcuk güllerim oldu! Teker teker de güzeller ama bir araya geldiklerinde daha etkileyici duruyorlar.
Kağıt oldukları için ömürleri ne kadar olur bilmiyorum, solarlar mı bozulurlar mı tozlanırlar mı , ama şimdilik baktıkça renkleri cıvıl cıvıl ve mutluluk verici! Doğada yeşilin nasıl bir bütünleştirici ve ortaya çıkarıcı etkisi varsa benim krapon çiçeklerimde de öyle oldu, yeşil renkle birlikte hem bir bütün oldular hem de renkleri daha çok ortaya çıkıp gösterişli hale geldi!
Dip not: Evet biliyorum çakıl obcelerim henüz tamamlanmadı, yaz sonrası yorgunluğu nedeniyle akçapakça ziyaretlerime biraz ara vermek zorunda kaldım. İlk fırsatta onları da tamamlayıp ( ki bu ilk fırsat en yakın kurban bayramı oluyor, annem o zamana kadar yarım yamalak bunlar deyip obcelerimden kurtulmazsa -ki sanırım yapmaz, umarım Pazartesi, Eylül 20
hediye paketleyelim miii?
Dan dan, dan dan, dan dan!
Eyvah!
Piyasada sadece jan janlı paketler var!
Ayıcıklı, çiçekli paketleri kullanmama kararı alan kardeş, ofiste alır önüne iki tane A2 boy kağıdı, başlar yazmaya! Ablasını, geçen yılları düşündükçe aklına gelen tüm kelimeler, hisler dökülür birer birer kağıda! Tabiki tekrarlana tekrarlana :) Sonra yazıları kalpler ve sarı keçeli kalemle yapılan puantiyeler takip eder!
Ta daaaaa!!!

Ama öyle kuru kuru süssüz paketle olur mu? Bunu bi de çiçek-çiçekimsiyle süslemek lazım!

Hediyemi verirken ilk aşamada paketin içindekinden daha etkili olduğunu söylemeliyim! Ablamın bir süre sadece bakar konumda kalmasına sebep oldu :)

" Meraklısı için çiçeğin yapım şekli:
Önce kağıdı 3-4 cm genişliğinde uzun bir şerit olacak şekilde kesip, yuvarladıktan sonra yapıştırıcıyla sabitleyip çiçeğin göbeğini yaptım. Daha sonra da yine 3-4 cm genişliğinde kesitğim kağıtları aşağıdaki makas izlerinin ve kesikli çizgilerin gösterdiği gibi kestim. Dallandırılan kısımları yuvarlayıp bunları da yaptığım göbeğin çevresine sarıp yapıştırarak çiçeğin yapraklarını yaptım.
-Bu yuvarlama işlemini yaparken aşağıda yapıştırmak için yeterli kalınlıkta kesilmemiş kağıt kısmı bırakmaya dikkat etmek yeterli.-
Yapraklama işlemini çiçeğin göbeğinin yüksekliğine gelene kadar tekrar ettim, çiçeğimi şenlendirdim! Bittikten sonra yapım aşamasında bozulan yuvarlanmaları tekrar düzelttim ve çiçeğimi paketime iliştirdim! "

"paketin içindeki için :)"
Perşembe, Eylül 9
kapılarda süslenir ki
Taze filiz zamanını biraz kaçırdığımız için filizlerimiz de biraz sertleşmişti, o yüzden istediğimiz şekilde yuvarlayamadık ama filizlerimizden vazgeçmedik ve asimetrik alt çerçevemizi plastik kelepçelerle sıkıca bağlayıp kurumaya bıraktık.
İşin tesadüfi ve en eğlenceli kısmı bundan sonra başladı:)
Önce ablamla tesadüfen kozalakların bir kısmını bulduk, bizden sonra annem günlük yürüyüşlerinde kozalak hazinemizi zenginleştirdi. Böcek olasılığına karşılık kozalaklarımızı yüksek sıcaklıkta 15 dakika kadar fırınladık ve onları da beklemeye bıraktık. Bu evrenin bize kapı süsünü yapmamız için ilk hediyesiydi :)
Çocukluğumdan beri at kestanelerine bayılırım. İş çıkışlarında tam da ben kapı süsü için doğal malzemeler bulmaya çalışırken her akşam birer birer önüme çıkan at kestanelerini -çocukluğumda bulamadığım mazeretimi de bulmuş olmanın hevesiyle- hemen topladım tabi! İşte bu da evrenin 2. hediyesi oldu :)
Evrenin bize 3. hediyesi-tesadüfü kumsal çıkışı evin yolu üstünde bulduğumuz yeni budanmış servi dalları ve onun değişik kozalakları oldu. Servi kozalaklarını da aynı şekilde fırınladık tabi:))

Tüm malzemeler bir araya gelince sıra onları birleştirmeye geldi. Filizlerin etrafına büyük çam kozlakalarını, çam kozalaklarından sonra arada doku, yüzey ve renk farkı yaratması için servi dallarını sıcak silikon tabancasıyla yapıştırdık. Kapıya asmamızı sağlayacak kurdeleyi de kozalakların altından geçirdik. Hem bu kurdeleyi gizlesin hem de süsü ortadan ikiye bölsün at kestanelerimizi kurdelenin üstünden 3 tane, alt ortaya da bi tane gelecek şekilde yapıştırdık. Sonra da servi kozalaklarını yapıştırıp, elimizde kalan diğer servi dallarıyla filizlerin görünen tüm yüzeylerini kapattık.
Asimetrik alt çerçevemizden vazgeçmeyişimiz bize bi fayda sağladı ve tüm malzemerimizi üzerine yapıştırdığımızda bize bu kalp şeklini sağladı. Baktık kalbe çok benzedi fazladan elimizde kalan at kestanesini de kalbi keskinleştirmek için kullandık ve üst ortaya bir tane daha ekledik :)
Dip Not: Babanem süsünü beğendi, ve daha yeni takılmış cici kapısını çivilememize izin verdi. Süsün doğal görünüşü babanemin Geleneksel Akçakoca Evi' nin görünümüne de çok uydu :))
Dip dip not: Yeni siparişlerimiz oldu, filiz zamanı gelir gelmez akrabalarımıza da yapıcaz :) Onlar da bir yandan kozalak toplayacaklar :)) Tabi bu sefer öncelikle filizleri daha yumuşak ve incelreden seçip alt çerçeveyi daha yuvarlak yapmak ilk hedefimiz. Bi de bu sefer gözümü çınar tohumlarına da diktim. Onları da yapıştırmayı planlıyorum :))
Çok dip not: Sıcak silikonun servi dallarına değidiğinde çıkardığı koku muazzam! Bayıldım!
Çarşamba, Eylül 1
taş obceler çoğalıyorrrrr
Bunlar 3 ayrı boy kavanozdan vazolarımız:
Malum taşlar akçapakçadan toplandığı için bu bağımlılığın yapım adresi de akçapakça! Ve sadece bazı haftasonları orada olduğum için azar azar tamamlanıyorlar.
Bunlar kaplama işinden arada fırsat bulup derz dolgusuyla doldurabildiklerim:

Eğer ev içinde değil de dış mekanda kullanılacak olsalardı aralıkları doldurmamayı, sadece cilalamayı düşünebilirdim ve tabii ki çok daha büyük yüzeyi olan eşyaları kaplamayı! :) Doldurulduklarında çakıl yığını etkisi azalıp daha etkili bir görünüme kavuşuyorlar. Ah bir de cilalanabilseler!
Bunlar da 1 milyonculadan aldığımız renkleri birbirini tam olark tutmadığı için içimize sinerek kullanamadığımız çerçevelerimiz! :) Artık bir takım oldular :
Son olarak(şimdilik) da şekerliğimiz, küçük boy küllüklerimiz ve de yayvan tabağımız :
Yapılacak bir kaç ana obje daha kaldı onları da bitirip hepsinin cilalandığını görmek için sabırsızlanıyorum!


